Beckett - Brother Louie
Bir haziran akşamıydı. Ben İstanbul’daydım. Ama nasıl haziran, baharda yağamamış yağmur boşaldı boşalacak. Sıcak ve nemli.
Benim gündüz önemli işlerim vardı. Pazar günü, çok iyi hatırlıyorum. Hem pazar hem önemli bir işim vardı. İlginç olduğu sabahtan belliymiş aslında. I’ve closed my eyes to the signs. Görmeden geçirdim günümü, akşam oldu. Bir pazar ve haziran akşamıydı. Eve geldim. Çantamı fırlattım bir kenara. Yere yattım. Tavan izlemek kadar boş ama kafa toparlayan bir şey daha bilmiyorum. Yattım ki düşüneyim. Ne yapacağım, karar vereyim. Uyumuşum. Bir de cam açıktı, üşümüşüm. Bence bir insan haziran ayında üşümemeli. Kalktım, bilgisayarımı açtım. 62937103 senedir açmadığım MSN’e girdim. 62937104 (kıps) senedir konuşmadığım ve görüşmediğim bir insanla konuşmaya başladık.
Konuştuk. Baya bir konuştuk. Sonra bana gel dedi. Düşünmekten yorulduğumdan düşünmedim. Gittim. Geceyarısını geçeli baya olmuştu. Yağmur başladı. Deli gibi yağıyor ama. Hadi dedi, kalk sokağa çıkalım. Ben mini bir şort, bir tişört ayaklarım çıplak, yanımdaki benden de tuhaf, Beşiktaş’ta dolaştık.
Şehirde ayakkabısız dolaşmak, şehirde yağmur yağarken ayakkabısız dolaşmak. Şehirde yağmur yağarken ayakkabısız ve bu güzel anı bir daha asla paylaşmayacağın biriyle dolaşmak. Bu sonuncusu kötü işte.
Hayatımda unutamayacağım şeyler oluyor bazen. Bir daha yapamam ya da yapmam dediğim şeyler. Aksi gibi de bunları paylaştığım insanlar, o an yanımda olanlar, öyle orada olmaması gereken insanlar ki.
Niye lan?
Şarkının da hiç alakası yok. Gayet keyifli.