not mainstream, not underground

RSS
[Flash 9 is required to listen to audio.]

The Ballad of Mona Lisa

uyanmam gereken saatten 2 saat erken uyandım sik var gibi. bir süre döndüm yatakta. debelendim. yorganla gereken kavgamı verdim ama 40 dakikalık mücadelenin galibi yorgan oldu. metanın hakimiyetine gönülden inanırım.

“mınıskimoff” diyerek başucumdaki lambayı yaktım. komidinin üzerindeki sürüsüne bereket eşyayı izledim bir süre. bir harici hard disk, dört kitap, bir okunmayı bekleyen makale, bir van gogh sergi bileti (evet şu ana kadar gayet entel gidiyoruz), eldiven, şarj aleti, sahibine verilmesi gereken bir kol saati. 

baya uzun bir süre eşyaları izledim. hepsinin benim için ne anlama geldiğini düşündüm. eşyanın anlamı var, olm çok garip değil mi ya? fabrikadan falan çıkmış. seri üretim mamulü. bir şekilde senin eline geçiyor. maddiyatını geçtim (naber marx? ich liebe dich) manevi değer de kazanıyor. bu süreç ilginç geliyor bana ama dediğim gibi, hakimiyetlerini doğuştan kabullenmiş bir insanım.

sonra kalktım yataktan, penceremi açtım. daha hava aydınlık değildi. üzerimde tişört iliğim titreyene kadar pencere başında durdum. bi yer de gördüğüm yok hani, yüzüme soğuk hava çarpınca bu gus van sant filmi tadındaki sabahın biteceğini düşündüm. netekim bitti. “daha tam iyileşmedin gerizekalı kime bu tiyatro?” diyerek pencereyi kapadım. 

sonra mutfağa gelip bunları yazdım. yazarken de bu şarkıyı dinledim. ama aslında bi yandan da aklımda geçmiş sabahın körleri vardı. o sabahların körleri ki, ben onlarda üşümeyi çok özledim. daha fenası, onlara dair eşyam yok.

Verification: 78958d980514f9a1